Doğu Akdeniz, Rus gazının yüzde 20’sini ikame edebilir

Akdeniz Ülkeleri Enerji Şirketleri Birliği Petrol ve Gaz Direktörü Dr. Sohbet Karbuz, gelecek 5 ile 10 yıl arasında Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya ihraç edilen gaz miktarının 10 milyar metreküp daha artırılabileceğini belirterek, “Buna ilaveten Türkiye-İsrail boru hattı projesi gerçekleşse bile AB’nin Rusya’dan ithal ettiği gazın Doğu Akdeniz’den ikame oranı en fazla yüzde 20’ye çıkabilir.” dedi.

Karbuz, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Doğu Akdeniz’de bugüne kadar keşfedilen doğal gaz miktarının 5 trilyon metreküp civarında olduğunu ve bu miktarın Avrupa’nın en büyük ikinci gaz tedarikçisi olan Norveç’te bugüne kadar keşfedilmiş doğal gaz miktarına eş değer olduğunu söyledi.

Bu miktarın yaklaşık yarısının 2009 yılından bu yana yapılan keşiflerde bulunduğunu dile getiren Karbuz, “Ancak bölgeyi doğal gaz sektörü açısından önemli kılan unsur, keşfedilen gaz miktarından ziyade keşfedilmesi beklenen rezervin büyüklüğü hakkında yapılan tahminlerdir, bugüne kadar keşfedilen miktarın iki katından fazla. Yani, Doğu Akdeniz’in gaz varlığının Kuzey Denizi’ndeki gaz varlığından aşağı olmadığı tahmin edilmektedir.” dedi.

Karbuz, bu göz kamaştırıcı rakamlar yanında bölgenin çoğunun henüz aranmamış olduğu gerçeğinin uluslararası şirketlerin Doğu Akdeniz’e olan ilgisini artırdığını ve bölgeye girmesinde rol oynadığı ifade ederek, “Doğu Akdeniz’de halihazırda bölge dışına gaz ihracatı yalnızca Mısır’daki 2 sıvılaştırılmış doğal gaz, yani LNG tesisinden ihraç edilmektedir. Toplam kapasitesi 19 milyar metreküp olan bu tesislerden geçen yıl 10 milyar metreküpe yakın ihracat gerçekleştirilerek son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşılmıştır.” diye konuştu.

Gelecek 3-5 yıl içinde eğer İsrail gazı da denkleme dahil edilirse Mısır’ın LNG ihracatının tam kapasiteye ulaşmasının mümkün olabileceğine işaret eden Karbuz, “Daha uzun vadede, yani 5 ile 10 yıl arasında en iyi olasılıkla Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya ihraç edilen gaz miktarı 10 milyar metreküp daha artırılabilir.” ifadesini kullandı.

Karbuz, Avrupa Birliği ülkelerinin, Rusya’dan ithal ettikleri 155 milyar metreküp gazın 3’te 2’sine karşılık gelen miktarı bu yılın sonuna kadar, tamamını da 2027 sonunda kesmek istediğine dikkati çekerek şöyle devam etti:

“Bu yılın sonuna kadar Doğu Akdeniz’den, daha doğrusu Mısır’dan ihraç edilmesi beklenen LNG miktarının geçen yılkine yakın bir değer olması beklenmektedir. Tüm LNG kargolarının Avrupa Birliği ülkelerine gideceğini varsaysak bile söz konusu miktar AB’nin Rusya’dan ithal ettiği gazın ancak yüzde 6’sına karşılık gelir. Mısır’daki LNG tesislerinin ileriki yıllarda tam kapasiteye ulaşacağını ve tüm kargoların AB ülkelerine gideceğinin varsayıldığı durumda bile ki bunlar oldukça büyük varsayımlardır, ancak yüzde 12’ye çıkılabilir. Buna ilaveten Türkiye-İsrail boru hattı projesi gerçekleşse bile AB’nin Rusya’dan ithal ettiği gazın Doğu Akdeniz’den ikame oranı en fazla yüzde 20’ye çıkabilir​​​​​​​. Kısacası, Doğu Akdeniz gazının Rus gazına alternatif olması söz konusu değildir. Sadece kısmi olarak ikame potansiyeline sahiptir.”

Bu kapsamda öncelikle İsrail gazının hangi formda dış pazarlara satılacağına karar verilmesi gerektiğine işaret eden Karbuz, bu seçeneklerin LNG, boru hattı veya ikisinin karışımı hibrit bir mekanizmadan oluştuğunu söyledi.

Karbuz, hangi opsiyonun seçileceğine hükümetler veya siyasiler değil, Leviathan sahasının ortakları ve özellikle bu sahanın operatörü olan Chevron’un karar vereceğini vurgulayarak, “Mesela, Leviathan sahasından başlayıp Güney Kıbrıs ve Girit üzerinden Yunanistan’a ve oradan İtalya’ya bağlanması planlanan Doğu Akdeniz Gaz Boru Hattı projesi yıllarca tartışma konusu olmuş ancak ABD Dışişleri Bakanlığının bu yıl projeyi desteklemeyeceğini çeşitli vesilelerle açıklaması üzerine önemini yitirmiştir. Bunun en büyük nedeni söz konusu projenin alıcı ve satıcı ayağının doldurulamamış olmasıdır.” ifadelerini kullandı.

Bu projeden önce İsrail’in Leviathan sahasından Türkiye’ye deniz altından bir boru hattı çekilmesinin gündeme geldiğini belirten Karbuz, şunları kaydetti:

“Ancak gerek ticari şartlarda anlaşmaya varılamaması gerekse iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulması nedeniyle arka plana itilmişti. İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yolunda son zamanlarda atılan adımlar nedeniyle proje tekrar gündeme gelmiştir. Ne var ki oluşan iyimser havayı değerlendirirken projenin ticari ve politik boyutunu göz ardı etmemek gerekir. Ticari boyut açısından bakıldığında alıcı tarafında Avrupa’nın en büyük doğal gaz pazarlarından biri olan Türkiye söz konusu olduğu için gazın nasıl tüketileceği sorun olmaktan çıkmaktadır. Mevcut gelişmeler ışığında gazın fiyatı konusunda taraflar arasında bir anlaşma da söz konusu olabilir ancak ticari boyut dışında önemli bir konunun daha üstesinden gelinmesi gereklidir; Kıbrıs sorununun sorun olmaktan çıkarılması. Eğer Leviathan sahasından Türkiye’ye bir boru hattı ile getirilecekse, Kıbrıs sorunu sorun olmaktan çıkartılmak zorundadır. Aksi halde mevcut haliyle projenin önünde bir engel olarak duracaktır. Bu ticari ve politik engeller bir şekilde aşılırsa Leviathan gazının ikinci fazı hakkında yatırım kararı alınması yönünde süreç başlayabilir ve üretimin başlama tarihi konusunda bir fikir sahibi olunabilir. Her halükarda bence 2025 yılından önce bir tarih vermek çok iddialı olur.”