Kırgızistan’da “Türkiye ve Kırgızistan’da Zararlı Dini Akımlar” konulu panel düzenlendi

Türkiye’nin Bişkek Büyükelçiliği Diz Hizmetleri Müşavirliği ve Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi (KTMÜ) iş birliği ile “Türkiye ve Kırgızistan’da Zararlı Dini Akımlar” konulu panel düzenlendi.

Üniversitenin İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nin Kasım Tınıstanov Konferans Salonu’nda akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla düzenlenen panelde, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin tanıtım filmi gösterildi.

Büyükelçiliğin Diz Hizmetleri Müşaviri Mürsel Öztürk, panelin açılışında yaptığı konuşmasında, zararlı dini akımların sadece Türkiye ve Kırgızistan’da olmadığını ve bütün dünyada İslam dinine zarar veren dini akımların bulunduğunu hatırlattı.

Öztürk, Peygamberin emanet bıraktığı Kur’an ve sünnet eksenini kaybeden dini akımların dine zarar vermeye başladığına dikkati çekerek, “Peygamber Efendimizin bize verdiği bir ölçü var. Bu ölçü kaybedildiği zaman buna benzer hadiseler geçmişte de oldu. Bugün de oluyor. Gelecekte de olacak. Bunun tek sebebi, dini akımların Kur’an ve sünnet eksenini kaydetmesinden dolayıdır. Bugün konunun uzmanları ve ilahiyat fakültesinin değerli hocaları tarihi perspektiften olan biteni bizlere sunacaklar.” dedi.

KTMÜ Rektörü Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, üniversitenin amacının eğitim ve bilgi vermek olduğunu belirtti.

Ceylan, FETÖ ile mücadelenin, üniversitenin kayıtsız ve şartsız alanlarından biri olduğunun altını çizerek, “Hep birlikte omuz omuza ve can cana mücadele edeceğiz. İnşallah, insanların kalbi açık olur. Bunlar da üzerine düşeni alırlar.” diye konuştu.

En çok öğrenci merkezli üniversite olmayı istediklerini belirten Ceylan, “Öğrencilerden, hocalarından ve bütün Manas ailesinden istediğimiz şey de sevgidir. Sevgiyi ihmal etmeyelim. Birbirimizi sevelim. İnsanları sevelim. Sevgimizi karşıdakilerine yansıtalım.” ifadesini kullandı.

KTMÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Asılbek Kulmırzayev ise 6 buçuk milyonluk nüfusun yüzde 70’ten fazlası Müslüman olan Kırgızistan’da 300’den fazla dini kuruluşun kayıtlı olduğunu aktardı.

Bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Kırgızistan’ın demokrasi yolunda gelişmeyi tercih ettiğini vurgulayan Kulmırzayev, “Demokrasinin iyi ve kötü tarafları var. Kötü taraflarından biri de Kırgızistan’ın 30 yıllık tarihinde din alanında ters giden gelişmelerin yaşandığını medyadan öğreniyoruz.” sözlerini sarf etti.

Kulmırzayev, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığının ve Türkiye’deki kardeş halkın yaşadığı İslam medeniyetinin Kırgızistan’a en uygun model olduğunu söyledi.

Din eğitiminin önemine dikkati çeken Kulmırzayev, “Ülkemizde köylerimize bir gidelim. Bir medreseyi bir grup kurmuş, başka medreseyi başka bir grup kurmuş. Buralarda nasıl bir eğitim veriliyor. Müfredatı nedir. Hangi metotlarda ve kimler ders veriyor biz tam olarak bilmiyoruz. Okullarımızda dinimizi doğru öğretirsek bunun neticesini 20-30 yıl sonra alırız. Yarınımızı birazcık kaçırdık buna hükümetin müdahalesi ve radikal bir çözüm bulması şart.” görüşünü paylaştı.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı’nın bu yılın başında “Bireyin manevi ve ahlaki gelişimi ve beden eğitimi” hakkında bir kararname imzaladığını anımsatan Kulmırzayev, “Yeni eğitim ve öğretim döneminde terbiye ve ahlak dersi müfredata alınacak. Eğitim bakanlığımız bu derslere girecek diplomalı öğretmen arıyor. Üniversitemize bakanlıktan başvuru yapıldı. Mezunlarımızın irtibat bilgileri istendi ve biz de paylaştık. Yeni eğitim ve öğretim dönemine kadar mezunlarımız iş için davet edilebilir. Bunun için biz katkıda bulunmalıyız.” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından İlahiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Kemal Polat’ın başkanlığındaki panel oturumuna geçildi.

“FETÖ sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir yapı değildir”

Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Mustafa Irmaklı, “Marjinal Dini Anlayışların Çağımızın İslam Tasavvuruna ve Toplumsal Hayata Etkileri” başlıklı sunumunda, FETÖ’yü anlattı.

Irmaklı, FETÖ’nün sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir yapı olmadığını belirterek, “Dünyanın 150 ülkesinde organize olabilmiş, Müslümanları etkileyebilmiş, bugün büyük oranda etkisini kaybetmiş ve hala zaman zaman bazı bölgelerde belki soru işaretlerine sebep olabilecek bir yapıdan bahsediyoruz.” dedi.

FETÖ’nün Müslümanları ciddi anlamda sıkıntıya soktuğunu vurgulayan Irmaklı, yapının, geleneksel İslam tarihi içinde bir mezhep, bir sivil toplum kuruluşu ve bir meşrebin olmadığını vurgulayarak, “Dini sloganları kullanan, karmaşık, siyasi, küresel, gizli gündemli, anormal hedefleri olan bu yapı, darbe teşebbüsünde ve casusluk faaliyetlerinde bulunabiliyor. Belgede sahtecilik yapabiliyor.” ifadesine yer verdi.

Son 100 yılda Müslüman dünyasının en temel sıkıntılarından birinin din istismarı olduğuna değinen Irmaklı, şunları kaydetti:

“Son vahiy ile gelen İslam 18 asra kadar çok büyük medeniyetler inşa etti. 18’inci yüzyılda dünyada dengeler değişti. İslam toplumun kronik sorunları ortaya çıktı. Bugüne geldiğimizde İslam dünyasında din, kavramlar, sloganlar, görüntüler üzerinden fitne, tefrika ve zaman zaman ileri boyutta anarşi ve kavga görüyoruz. Bugün bu sorunlardan söz ederken, umutsuzluk ve çözümsüzlük duygusu oluşmamalı. İslam dünyası bütün sıkıntılarını çözebilecek imkana ve potansiyele sahiptir.”

Irmaklı, ayrıca sunumunda FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in sohbetlerindeki ve kitaplarındaki İslam dinine aykırı düşünce ve söylemlerden örnekler verdi.

KTMÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Gökalp da “İslam Düşünce Tarihinde Aşırı Dini Yorumlar” konulu sunumunda, Hazreti Muhammed’in vefatı ile vahiy akışının son bulduğunu ve bu tarihten itibaren mutlak doğruyu iddia eden birisinin olmadığını vurguladı.

Gökalp, Allah’ın dışında hiç kimsenin bir inanç veya zorunlu ibadet belgeleme yetkisine sahip olmadığını ve Hazreti Muhammed’in Peygamberliği ile ilgili süreçlerin bilindiğini ve bu konuda spekülasyonlara gerek olmadığı kaydetti.

Doç. Dr. Bakıt Murzaraimov ise “Kırgızistan’da İslam Kaynaklı Dini Akımlar ve Faaliyetleri” başlıklı sunumunda, İslam dinine ve ülke toplumuna zarar verdiği gerekçesiyle yasaklı olan terör ve aşırılık yanlısı 21 örgüt ile ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Nail Karagöz de “Bilgi Kaynakları Açısından Din İstismarının Vardığı Boyutlar” başlıklı sunumunda, alimlerin üzerinde ittifak ettikleri üç temel kaynağı oluşturan sağlam duyu, akıl ve doğru haberin, ne şekilde istismar edildiğini anlattı.