Muhsin Yazıcıoğlu vefatının 13. yılında Kocaeli’de anıldı

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Rusya ile Ukrayna müzakere heyetlerinin Türkiye’de bir araya gelmesinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin diğer devletler içinde ne kadar büyük, önemli ve doğru dış politika ürettiğinin göstergesi olduğunu kaydetti.

Kahramanmaraş’ta 13 yıl önce helikopterin düşmesi sonucu yaşamını yitiren Büyük Birlik Partisinin (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindekiler, Alperen Ocakları Kocaeli İl Başkanlığı’nca Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte anıldı.

Programda konuşan Destici, Yazıcıoğlu’nun sadece bir siyasetçi, bir siyasi partinin ya da bir siyasi hareketin genel başkanı olmadığını, her şeyden önce iyi bir insan, tam iman etmiş bir Müslüman ve her şeyi inandığı dava uğruna göze almış cesur bir dava adamı olduğunu ifade etti.

“Muhsin Yazıcıoğlu, davası için yaşadı ve davası için şehit oldu.” diyen Destici, Yazıcıoğlu’nun Türkiye’ye, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan vatandaşlarına sevdalı olduğunu anlattı.

Destici, vatandaşların güvenli, özgür, refah içinde bir hayatı hep birlikte, kardeşçe yaşaması için mücadele veren Yazıcıoğlu’nun “Bir hayalim var, Kürtü Türkmeni, Alevisi Sünnisi, imtiyazsız şekilde, özgürce, bir arada yaşadığı bir Türkiye hayal ediyorum. Bir hayalim var, başı açığıyla başı kapalısının aynı üniversitede, kardeşçe, ayrımcılığa tabi tutulmadan okuduğu bir Türkiye hayalim var.” sözlerini anımsattı.

Mustafa Destici, “Belki o bunu göremedi ama elhamdülillah bugün üniversitelerimizde başı açıkla başı kapalısı aynı sınıfta, aynı sırada yan yana okuyor. Demek ki laiklik de elden gitmiyormuş, Türkiye de batmıyormuş. Tam tersine insanlarımız daha mutlu, daha huzurlu oluyormuş. Sevdası Türkiye, sevdası Türk İslam coğrafyasıydı, sevdası bu vatanın insanlarıydı. Elbette kırmızı çizgileri vardı. Terör ve şiddet kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın karşısında hep durdu, asla taviz vermedi.” diye konuştu.

Türk dış politikasındaki başarı

Geçmişte İslam coğrafyasında başarılı bir politika yürütülemediğini söyleyen Destici, o günlerin geride kaldığını ifade ederek şöyle devam etti:

“1992-93’te, SHP’nin iktidar ortağı olduğu yıllarda Karabağ işgal edilirken, Hocalı’da katliamlar, soykırım yapılırken merhum Elçibey Türkiye’den iki helikopter istedi. Hem de muharebe helikopteri değil, nakliye helikopteri, oradaki yaralıları, sivilleri taşımak için. O dönem Türkiye’yi yönetenler iki helikopter gönderemedi ama elhamdülillah geçen sene gördük, Karabağ işgalden kurtulurken Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hükümeti, tüm gücüyle can Azerbaycan’ın yanında durdu ve 30 yıldır işgal altında olan topraklar azat edildi. İşte birliğin sonucuydu bu. Sadece Türkiye-Azerbaycan işbirliği 30 yıllık işgali sona erdirdi. Düşünün ki tüm Türk dünyası, İslam dünyası bir olsa ne Kırım işgal altında durur, ne Doğu Türkistan, ne de Filistin… Ukrayna ve Rusya heyetleri, Türkiye’de bir araya geldi. Barış görüşmeleri ya da savaşı sona erdirme, ateşkes görüşmeleri gerçekleştirdiler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dünyadaki tüm devletler içinde ne kadar büyük, ne kadar önemli, ne kadar mühim ve ne kadar doğru dış politikalar ürettiğini görmek, elbette ki bir Türk vatandaşı, bu vatanın bir evladı olarak bizleri ziyadesiyle memnun etmektedir. İnşallah Türkiye, başta kendi kardeş ve soydaş coğrafyası olmak üzere tüm bu coğrafyalarda akan kan ve göz yaşını gün gelecek Allah’ın izniyle durduracaktır.”

“Cumhur İttifakı hain FETÖ darbe girişimine karşı sokakta kuruldu”

Muhsin Yazıcıoğlu siyasetinin en önemli noktalarından birisinin milli irade, milli iradenin tecellisi olduğuna işaret eden Destici, milletin oyunun bir eksiksiz sandığa yansıması ve milletin tercih ettikleri, seçtiklerinin ülkeyi yönetmesi adına ne yapması gerekiyorsa onu yaptığını dile getirdi.

“12 Eylül’de bunun acı bedelleri ödenmişti ve Muhsin Yazıcıoğlu, bunun muhasebesini hapis hayatında en iyi şekilde yapmış insanların başında gelmektedir.” diyen Destici, sözlerini şöyle tamamladı:

“28 Şubat’ın o karanlık günlerinde, herkesin kapısını kapattığı, pencerelerini kapatıp, perdelerini indirdiği günde Muhsin Yazıcıoğlu çıktı ve mertçe ‘Ordu peygamber ocağıdır ve bu ordu bizim göz bebeğimizdir. Lakin namlusunu milletine döndürmüş tanka asla selam durmam.’ dedi. O zaman fiili bir darbeye kalkışılsaydı Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları, sokaklarda o darbeye karşı çıkacaklardı. Aynen 15 Temmuz’da milletimizin ve hepimizin karşı durduğu gibi. Bize soruyorlar, ‘Cumhur ittifakı ne zaman kuruldu?’, Cumhur İttifakı pazarlıkla kurulmadı, Cumhur İttifakı 15 Temmuz gecesi hain FETÖ darbe girişimine karşı sokakta kuruldu. Onun için Cumhur İttifakı’nın bu kadar sağlam, hiçbir pazarlığa tabi olmayan şekilde yürümesinin sebebi ve hikmeti budur. Devletin bekası, ülkenin bütünlüğü, milletin istiklali ve istikbali her şeyin önünde olmaktadır. Böyle olursa hedefe varacak, böyle olursa devam edecektir. Bu samimiyet, bu ihlas ve bu düşüncelerle siyasetimize devam ediyoruz. Bundan sonra da kimin ne dediğine bakmadan, inandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz.”